Toruga Japonya’da #13: Harajuku + Meiji Tapınağı + Yoyogi Park

Japonya’daki yolculuğumuza Harajuku ile devam ediyoruz. Ayrıca Meiji Tapınağı ve Yoyogi Park’da da biraz zaman geçireceğiz.

Ama yazıya başlamadan önce size Shibuya’dan biraz canlı müzik sunmak istiyorum. Sokak müzisyenleri Shibuya’da sürekli karşınıza çıkıyor ve çoğu da çok başarılı.

Sadece canlı müzik değil, değişik gösteriler yapanlar da olabiliyor. Bunun gibi.

Ertesi sabah yeni bir yolculuk için hazırım. Bugün Harajuku çevresini dolaşmaya karar verdim. Harajuku İstasyonu’nun hemen çevresinde Meiji Tapınağı ve Yoyogi Park yer alıyor. Oralara da uğramadan geçmek olmaz.

Meiji Tapınağı ile başlıyoruz. Yine bir kalabalıkla karşı karşıyayız. Tapınağın girişi ücretsiz, dolayısıyla sürekli bol turist alan bir yer.

Şansıma kapalı ve biraz serin bir havayla karşı karşıyayım. Yağmur da arada atıştırdı. Yine de kötü hava moralimi bozamaz, hatta uzun süredir maruz kaldığım sıcaklara bir ara vermemiz hoşuma bile gitti. Kapıdan içeri girdikten sonra her yeriniz ağaçlarla çevrili ve mükemmel bir atmosferle karşı karşıya kalıyorsunuz. Meiji Tapınağı’nın ormanında yaklaşık 100.000 ağacın olduğunu okumuştum.

İçeride görülecek bir sürü detay var, dolayısıyla sürekli resim çekmeye çalıştım. Oldukça geniş bir alan ve hepsini dolaşmaya çalışmak bayağı zaman alıyor. Sonunda ana binaya ulaşıyoruz.

Ana binadan daha iç kısımlara doğru giderken kalabalık azalıyor ve doğayla baş başa kalıyorum. Burası gerçekten yürüyüş için çok uygun bir yer. İyisi mi sizi resimlerle baş başa bırakayım.

Evet Meiji Tapınağı’ndan Yoyogi Park’a geçiyoruz. Burası da Ueno Park gibi Tokyo’nun her daim kalabalık olan en büyük parklarından bir tanesi.

Parkın arka kısımlarına doğru gittiğimde burada bir çeşit festivalin olduğunu görüyorum. Bir sürü satıcı çeşitli yiyecekler pişirip satıyorlar.

Şimdi buraya uğramadan olmaz. İşte Japonya’da karşınıza devamlı planınızı değiştirecek veya ertelemenizi sağlayacak bir şeyler çıkabiliyor. Hazırlıklı olmanız lazım.

Burada da biraz zaman geçirip çevreye göz attıktan sonra Harajuku’nun simgesi olan Takeshita Street’e gitmek için hazırım. Harajuku’da inanılmaz bir kalabalık söz konusuydu ve açıkçası caddeyi istediğim kadar rahat gezemedim. Sanırım Japonya’da kalabalığa en çok maruz kaldığım yerdi. Zaten aşağıdaki resimden ne denli bir kalabalık olduğunu görebiliyorsunuz.

Takeshita Street yazısının hemen altında fark edebildiğiniz üzere kendinizi görebildiğiniz bir kamera mevcut. Ve insanlar burada fotoğraf çektirmek için (özellikle turistler) uğraşıyorlar. Dolayısıyla girişte de büyük bir yığılma var.

Caddede bir çok değişik dükkanı bulmak mümkün. Bunlar genelde moda üzerine dükkanlar. Fakat güzel kafeler de var. İnceleme yaparak gelmenizde fayda var çünkü çok kalabalığa denk gelirseniz yol üzerinde durup inceleme şansınız olmayacaktır.

Takeshita Dori’den sonra burada göz atabileceğimiz bir diğer yer Omotesando. Burası Tokyo’nun Champs-Elysees’i olarak biliniyor. Bir sürü büyük mağazalar, kafeler ve restoranlar var. Bu çevrede Omotesando Hills’i de ziyaret etmenizi size önerebilirim.

Ve Harajuku’da akşamı ettikten sonra gün benim için bitiyor. Gerçekten yorucuydu fakat dolu dolu bir gün oldu. Ertesi günün planını yaparken yazının da burada sonuna geliyoruz. Umarım keyif almışsınızdır. En kısa sürede yeni yazıda buluşmak üzere…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*